
Aşk, aynı sigarayı birlikte içmek miydi, tek kahve fincanından bir o bir sen yudumlamak mıydı, öpmelere doyamamak mıydı, sarıldığında kalp atışını hissetmek miydi?
5-10 gün konuşmayıp sonra gelen bir mesaja tav olmak mıydı?
Onu kimseyle paylaşamamak mıydı?
Yoksa aşk , Platonun’da dediği gibi ciddi bir akıl hastalığı mıydı? Ya da Schopenhaure’un deyişiyle, üremeyi sağlamak için kurulmuş bir tuzak mıydı?
Neydi Aşk?
Bence her aşkın muhtemel sonu kötü bitse de her insanın tatması gereken muhteşem bir duygudur.
Aşk, öyle bir duygu ki bu yan yana geldiğinizde bile görünmez bir titreşim olur. Dokunmazsın ama bir çekim gücü vardır ve uzaklaşmak istemezsin mıhlanırsın adeta.
Bence aşk, bir saygı duygusudur. Çünkü ancak saygı duyabileceğimiz kişiye aşık olabiliriz.
O bir öğreticidir, o bir yöneticidir, o bir alanında derece yapan bir uzmandır; o belki de imkansızdır… O her kimse senin akorduna dokunmuştur ve sen raks edersin.
Ve nitekim aşk meydan okumaktır!
Aşk, sonuna kadar gittiğin yolun sonunda sevdiğinin o durakta seni bekliyor olmasıdır.
Velhasıl, aşk; aşkı taşıyabilenlerde güzel durur. Ve taşıyanlar efsane, taşıyamayanlar ise hikaye olur (!)
Siz aşkın hangi tarafındasınız? Efsane mi, yoksa hikaye mi?