Bizler gerek fizyolojik gerekse karakteristik olarak farklı özelliklere sahip varlıklarız fakat hep olmayanı isteriz ya bizde olanın kıymetini bilemeyiz ya işte onlara değinmek istiyorum.
Size birkaç örnek vereyim.
Saçları doğal olarak kıvırcık olan bir bayan bu özelliği sayesinde onu capcanlı kılan bu görüntüden rahatsız olur ve o harikulade güzel ve şirin gösteren yapısını bir fön işlemiyle ters yüz eder ve tam zıttı, kendiyle bağdaşmayan bir görüntü çıkarır ortaya. Bu görüntü onun yüzüne biraz sert bir ifade bırakır alır elinden o şirinliği o albenisi halini..
Bir tavus kuşunu, bir kelebeği rengarenk desenlerle yaratan yaratıcı bizleri de elbette her bir uzvumuzu uyumlu halde genotiplendirmiştir. O nedenle özgünlüğümüzü koruma taraftarıyım.
Bir diğer kişiyse bacaklarının inceliğinden şikayet eder ve vücut geliştirmeye gider. Ortaya ne çıktı dersiniz ? Bacaklar olduğu gibi duruyor üst beden genişlemiş, çizgi roman karakterine dönüşmüş…
Üçüncü şahıs ise herhangi bir değişikliğe uğramadı çünkü o bir bütün olarak çok güzeldi ancak kısmi olarak bakıldığında şu yargılara varılabiliyor; gözleri ne kadar da büyük yuvalarından çıkacakmış gibi, burnu da hafif uzun ve kaşları da kısa. Evet bunlar negatif görüş açısıydı fakat bir bütün olarak bakıldığında mükemmel bir uyum sağladığını görmemek imkansız. Örnekle; bir tabloyu bir bütün olarak ele alırsanız bir şaheser görürsünüz fakat belli bir noktaya odaklanırsanız kusur görme olasılığınız yüksektir. Bu konumuzla bağlantılı olarak sizlere Sabahattin Ali‘nin İçimizdeki Şeytan adlı romanından bir alıntı yapmak istiyorum..
“Biri aptaldır derken öteki akıllı, biri ahlaksız derken diğeri iyi huylu der. Şu tarafı iyi ama bu tarafı çürük diye hükümler verilir. Bir insanın düşünceleri, bilgisi, mantığı, ahlakı hülasa her şeyiyle bir bütün olduğunu henüz anlayan yok. Bu muhtelif taraflar bir insanda ne kadar ayrı çehre gösterirse göstersin, bir noktada birleşir ve bir ahenk vücuda getirirler. O noktada şahsiyet dediğimiz şeydir.”
bu paragrafla verilmek istenen mesaj, biz eksilerimizle bir bütünüz tıpkı atom parçacıkları olan proton (+) ve nötron (-) gibi ve yine bu paragrafta fiziksel değil içsel özelliklere vurgu yapılmıştır.
Bir diğer örnek ise Milano’da Gucci ve MSGM defilesinde podyuma çıkan ve sosyal medya tarafından linç edilmiş bir modelimiz olan Öykü Baştaş. Neden linç edilmiş bu modelimiz çünkü sıskaymış çirkinmiş vs. ama o bu eleştirilere üzülmedi yoluna devam etti çünkü güzel olmak zorunda değildi kendini kanıtlama zorunluluğu yoktu sadece işini yapıyordu ve de yapmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü fotoğrafçılar ve tasarımcılar artık özgün ve de doğal kalabilmiş insan avına çıkmış durumdalar.
Bu ender insanlardan biri de Türk model Öykü Baştaş..
Öykü Baştaş, genelde vintage mağazalarından (ikinci el ürün satış mağazaları) giyinen sade bir insan tipi. Öyle şık görünmek için özel uğraş vermiyor tamamen doğal ve tarz sahibi olmakla beraber kendini ifade eden/yansıtan kıyafetleri tercih ediyor. Tarzıyla gündemde kalmış, farklı oluşuyla negatif eleştirilere maruz kalsa da ünlü modacıların ağına takılan, işini ciddiye alan bu model aynı zamanda mimarlık fakültesi 2.sınıf öğrencisi.
Öykü Baştaş, farklı bir tipe sahip olduğunu ve çok güzel değil farklı bir güzelliğe sahip olduğunu düşünenlerden ki bunda da oldukça haklı çünkü bana göre çirkin insan değil farklı insan tipleri vardır.
Özetle kusurlarımızı çok pardon 🤭farklılıklarımızı sevelim ^^
Süper..bir konu…toplumun..en büyük kanayan yarası..her şeyin başladı veya bittiği durumların..temel unsuru..bu bakış açısı..olayı…iyi yakalamışsın
BeğenBeğen
Amaç özümüze sahip çıkabilmek ama görüyoruzki toplumdaki norma uymak için günden güne başkalaşıyoruz..
BeğenBeğen