Geleceğe çek yazmak, ileriye dönük hedefler koymak ve biraz da kendimizi eylemlere zorunlu kılmaktır.
Her birimiz hayatımızdan şikayet ederiz; fakat buna rağmen kaçımız gerçekten yaşamaktan vazgeçmiştir? Zaman zaman değer verdiğimiz ilkeler zarar görse bile yine de yaşamı seçiyoruz. Nedir bizi buna iten?
Bu varoluşsal soruların cevabını ararken, ister istemez toplumsal gerçekliğe de bakıyoruz.
Görüyoruz ki sınıf farklılıkları var; birileri çok iyi hayat standartlarında yaşamlarını sürdürürken bazılarımız ise ayı çıkarmanın derdinde. Bir de halk arasında sıkça dile getirilen “Doğduğun coğrafya kaderdir “ inancı var. Evet, ne ailemizi seçme imkanımız var ne de adımızı… Daha doğmadan bir kader biçiliyor.
Arrival filminde kadın oyuncu rüyalarında gelecekteki kızını, eşini ve diğer olayları görür. Buradan yola çıkarak şunu sormadan edemiyoruz: Dünyada yaşadığımız her bir olay gerçekten bir rastlantı mı? Dini inanışlara göre kader, daha önceden yazılmıştır. O halde filmler, diziler ve hatta Simpsonlar gibi ün yapmış yapımlar yaratıcı katında daha önceden yazılmış olanın bir yansıması olabilir mi? Belki de bizler sadece seçimlerimizi yapıyor ve bu seçimler içinde sapmaları belirliyoruz. Ancak bu seçimleri yapabilmemiz için Maslow’un hiyerarşi ilkesi olan, yeme-içme, barınma, güvenlik ve statü gibi temel ihtiyaçları karşılamamız gerekiyor aksi halde gelişimimiz sekteye uğruyor ve eylemsizlik kaçınılmaz hale geliyor.
Hayattaki amacımız, Maslow hiyerarşisini uygulayarak onurlu bir yaşam sürme ve mutluluğu yakalayabilmektir. Ancak mutluluk kavramı görecelidir. Kimisi çiçekle, böcekle; kahve , çay, tavla, satranç ve basit olarak gördüğümüz tüm Küçük şeylerle mutlu olmak /olabilirken kimileri tüketimin sınırlarını zorlamasına rağmen mutlu olamıyor.
Bir hanımefendiye sormuşlar, mutluluk mu yoksa zenginlik mi diye. Hanımın sloganı şudur: “Şahin’de güleceğime BMW’de ağlarım” demiş. Burada da görüldüğü üzere, kişi dahil olduğu toplumsal zümreyi dahi hakir görebiliyor. Elbette düşünce özgürlüğü var; isteyen istediği gibi düşünebilir veya seçebilir. Neticede tek kullanımlık bir hayatımız var ve elimizden geldiğince hayatı derinlemesine özümseyerek yaşamalıyız.
Umut, geleceğin ışığı; umut, geleceğe çek yazmaktır..