Aklımda deli sorular/2

Şimdi deist olarak tanımladığımız bir kitle var. Bu kitle yaratıcının varlığına inanıp gönderilen kitap ve peygamberlere ve de meleklerin / diğer soyut varlıkların olmayışını savunan kitledir.

Benim de son zamanlarda aklımı karıştıran bir konu var. Kur’an meali.

Bunlardan biri Hz. Musa’nın asası. Birçoğumuz, denizleri yarıp yol açan asayı, bir odundan çubuk parçası diye bilirdik oysa birkaç din bilimcilerinin yorumlarını dinlediğimde asanın bir odun sopası değil aksine bir bilgi olduğunu ifade etmişlerdir.

Şöyle ki, Hz. Musa iyi eğitim almış bir peygamberdir. Bu eğitimlerin içerisinde Astoronomi de yer alır. Buradan bağlamla asa olayına dönecek olursak  Hz. Musa denizi yarıp yol açması bir gök bilimine dayanır. Yani denizden yürüyerek geçebilmesi tamamen hesaplamalara bağlıdır. O gece medcezir olayı yaşanmıştır. Medcezir, denizin yükselmesi ve alçalması veya denizin çekilmesi olayıdır ve dolunayın çıkması bu doğa olayını daha da belirginleştirmiştir ve böylelikle kara yolu açılıp yürümüşlerdir. Şimdi birçok kaynağa göre Kur’an da 114 sure ve 6236 ayet vardır. Kur’an, din kurallarını içeren ve birçok bilimsel verilere ışık tutan kutsal bir kitaptır. Hadis ise Hz. Muhammed’in sözleri, onayladığı  veya reddettiği  fiiller bütünüdür.

Aklımı karıştıran mesele ise 6236 ayette asayı bir sopa olarak nakleden din bilginleri diğer ayetleri çarpıtmış olamaz mı? Olabilme ihtimali yüksek görünüyor. Peki ya miraç olayını nasıl biliyoruz?    Hz .Muhammed’in fiziki olarak göğe çıkması ve Rab’le konuşması ile namazın farz kılındığı olayıdır. Oysa Hz. Aişe’nin açıklamasına göre o gece Hz. Muhammed onun yanındaymış yani fiziki bir seyahatten öte miraç olayının Hz. Muhammed’in rüyasında vuku bulduğunu ifade ettiği belirtilmektedir. Söyler misiniz biz kime ve neye inanacağız?  Amaçları simurg kuşu gibi hayali bir ide yaratmak mı yoksa yasak ve haramlarla insanları baskılamak mı? 

Hz. Muhammed Hz. Aişeyi kesin yaş bilgisi olmamakla birlikte 9 yaşında nikahladı diye günümüz sözde dinci kesimlerin sapıklıklarını meşru kılmak mı ? Hangi birini sayayım.

Hz. Aişe,  cesur ve bilgin olmasıyla nitelendirilmektedir oysa övülen bir peygamberin eşi olması, onu diğer insani duygulardan olan kıskançlığının, ihtirasının ve egosunun sonucu olarak 5000 kişinin ölümünü haklı mı kılar?

5000 kişi neden öldü? Son halife olan Hz. Osman’ın şehit edilmesi Cemel savaşını başlatmıştır.

Cemel savaşında Hz. Ali 20.000 orduya komuta ederken,  Hz Aişe ise 30.000 orduya kumanda etmiş. Hz. Aişe hitabette ve organize etme gücünde başarılı olduğu söylenir oysa kendi benliğini yok sayarak Hz. Muhammed’in şemsiyesi altına girip, onun itibarını kullanarak ordusuna yapmış olduğu konuşmayı nakledeyim:  “ Ey insanlar! Benim, üzerinizde annelik hakkım vardır. Size öğüt vermek için seçkinliğimi taşıyorum. Allah’a tam boyun eğenden başka hiç kimse benim karşımda konuşamaz (büyüklenme) Tanrı Elçisi, başını benim göğsüme yaslamış olarak can verdi (kibirlenme). Ben onun eşiyim. (diğer eşleri yok sayma)

Bu hitabetten çıkarttığım sonuç, böyle bir kimliğe sahip bir peygamber eşi, hırsları yüzünden son halife olan Hz. Osman’ın intikamını almak için başlatılan Cemel savaşında yaklaşık 5000 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Burada kadın düşmanlığı yapmak istemiyorum. Kendime iyi özellikler katacak bir kadın model arıyordum. Karşıma sorgulayıcı, açık sözlü, bilgili ve topluma yön veren kadın hakları savunucusu olarak nitelendirilen Hz. Aişe çıktı oysa kaynaklara eriştikçe belli belirsiz davaların peşinde koşan bir kimlik buldum.

Bu yazıdan özetle önce ahlak sonra din kuramını savunuyorum. Akla ve mantığa ters düşen her bir düşünce ve dayatmayı sorgulamayı doğru buluyorum.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın

Genel içinde yayınlandı

Yorum bırakın