Evet kötü kavramını örneklerle biraz açıklayalım.
Mesleki yönden donanımlı fakat iş konusunda hak ettiği konumu elde edemeyen biri ve o konumda bulunan diğer kişinin işini savsakladığını, işi biliyormuş gibi yapıp zaman kazandığını ve böylelikle kendine bir yıllık kazanç sağladığını ve bu sürenin sonunda işverenin kendisine fayda sağlamayan çalışanı üzerinde bir karar vermesi gerektiğidir. O karar o kişinin işine son verilmesiydi. Bu çalışan için kötü bir karar olsa da yerine gelecek olan kişi için iyi bir karardı çünkü gerçekten alanında uzman olan kişinin iş sahibi olmasına olanak sağlamıştır.
*******
Bir başka örnekte A ve B firmalarını baz alalım. Civar bölgede ve aynı sektörde faaliyet gösteren iki işletmeden biri olan A firmasının yöneticisi müşterilerine karşı antisempatik ve yüksek ücretle hizmet verdiğinden B firmasına olanak sağlamış olmaktadır çünkü A firmasında 2 çalışan varken B firmasında 10 çalışan hizmet vermektedir bu anlamda 10 çalışanın geçimini sağlayan B firması, kötü diye adlandırdığımız A firması sayesinde çok iyi olmasa da kötü karşısında iyi ünvan kazanmıştır.
*******
Diğer örnek: Zengin Baba Yoksul Baba adlı romanda adı geçen Robert’in öyküsü. Robert’in bir biyolojik babası bir de manevi babası vardır. Manevi babası aslında arkadaşının babasıdır ona parasını nasıl kullanacağı ile ilgili teorik değil uygulamalı olarak eğitim veren zengin babasıdır. Zengin baba daha 13 yaşındayken babasını kaybetmiş ve aile işlerini idare etmesi gerektiğinden okulu bırakmıştır. Bu durum kötü gibi algılansa da aslında onun kendini geliştirmesi için büyük bir avantajdı çünkü ekonomide ona yön gösterecek asıl öğretmenleri; avukat, muhasebeci, bankacı ve emlakçılardı. Robert, karşılaştığı her sorunda bu reel öğretmenlerin direktifleri ile kendine yol çizmiş ve milyoner olmuştur.
*******
Bir başka örnek: En büyük hayali karateci olmak isteyen fakat ailesi tarafından onay alamayan çocukla ilgili. Bir gün bu çocuk kaza geçirir ve sol kolunu kaybeder. Çocuğun moralinin düzelmesini isteyen aile ödül olarak çocuklarına karate hocası tutarlar. Hoca ilk dersinde çocuğa karşısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Diğer derslerde de hep aynı hareketi gösterince çocuk artık usanıp hocasına der ki; Hocam hep aynı hareketi yapmaktan sıkıldım başka bir harekete geçsek dedi. Hocası: Bu hareketi en hızlı yapan kişi sen oluncaya kadar yapmaya devam edeceksin dedi. Çocuk çalışmaya devam etti ve o hareketi en hızlı yapan karateci oldu. Bir gün hocası ona karate şampiyonasına katılabileceğini söyledi oysa çocuk özgüven yetersizliği ile hocasına şu yanıtı verdi: “Hocam sadece tek hareket biliyorum! bununla nasıl kazanabilirim” dedi. Hocası yanıt olarak “sen sadece o hareketi yap” demesi oldu. Çocuk ringe çıktı rakibini yendi ve finale yükseldi. Finalde ise kendisinden iki katı olan bir rakibi vardı. İçten içe korkmasına rağmen yine o çok iyi öğrenip yaptığı o hareketle rakibini mağlup etti. Sevinçle hocasının yanına giden çocuk merakla sorar: Hocam nasıl olur sadece tek hareket biliyorum ve şampiyon oldum dedi. Hocası: Senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir ve bir tek savunması vardır o da rakibin sol kolunu tutmak..
Özetle kötü her zaman kötü değildir, önemli olan kötüyü avantaja çevirmektir!!