Bilgi elbette ki başta merak dürtüsü olmak üzere; deneme-yanılma, öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilir.

Yapılan gözlemlere göre bir karga bir cevizi tek seferde kıramaz bunun için (tahmini) 30 metre yükseklikten cevizi boşluğa bırakır ve kırılıp kırılmadığını kontrol eder eğer kırılmadıysa daha yüksekten, daha da yüksekten deneyerek amacına ulaşmaktadır.
Güvercinler ise her tur dönüşlerinde başlangıç noktasına dönememekteler çünkü manevra hesaplaması yanlıştır. İlk turunda başlangıç noktasından farklı bir alana iniş yapıyor. İkinci turunu ise ilk uçuşundaki başlangıç noktasına denk getirmektedir.
Bir karınca ise bir gözlemde mısır tanesini altmış dokuz kez yukarı çıkarmaya çalıştı ve aşağı düşürerek 69 kez başarısız oldu fakat yetmişinci denemesinde başarılı oldu.
Thomas Edison ise ampul test denemelerinde 999 kez başarısız olup, 1000ci denemesinde başarıya ulaşmıştır. Edison yaptığı 999 denemeyi bir hata olarak değerlendirmeyip, ampulün çalışmamasının 999 farklı nedeni olduğunu saptayarak 1000. denemede başarıyı yakalamıştır.
Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere bilgiye doğuştan değil deneyerek ya da öğretilerek, mantık yürütülerek ulaşılabilir. Tek bir nesnenin bilinmesi bilgiye örnek değildir. Örnek vermek gerekirse Güneş bir bilgi olmayıp, “Güneş ısıtır” cümlesi bilgiye örnektir çünkü burada bir saptama vardır.
Son olarak Bilgi her ne kadar saptanabilir, eleştirilebilir olsa da bilgi aynı zamanda yanlışlanabilirdir çünkü bilimde, ulaşılan sonuçların çoğu gerçekte az çok doğrulanmış hipotez niteliğinde önermelerdir. Bu önermeler ne denli kanıtlanmış olurlarsa olsunlar bir gün yanlışlanma olasılığı bulunmaktadır.
