Dünyanın kâbusu haline gelen, insanlığı tehdit eden Pandemik hastalığı Corona virüsünün bize kattıkları ve bizden aldıkları

Bilim insanları Mars’ta / Kızıl Gezegen’de hayat var mı diye araştırma yaparlarken hiç beklenmedik bir şekilde virüs salgının boşluğuna düştüler. Bir diğer tehlike ise olası  bir göktaşının dünyaya çarpacağını varsaysak alınabilecek  hiçbir önlemin olmayışı.. Bu da bize gösteriyor ki hala çok çok gerideyiz.

****

Corona virüsünün bize kazandırdığı farkındalıklar:

Bizlere ananevi geleneğimizden miras kalan,  gelen misafire içecek veya yiyecek öncesi nezaketen (?) ikram ettiğimiz kolonyamızı hatırlattı.

Bizlere market raflarında yüzüne bakmadığımız makarnaları değerli kıldı.

Bizlere yakınlarımıza hasret duymamıza, birlikte kahvaltı etmenin ya da akşamları birlikte vakit geçirmenin ne kadar değerli ve de coşkulu olduğunu hatırlattı.

Kendimize/immunsistemimize  göstermemiz gereken ilgi ve önemi hatırlattı.

Haftanın her günü açık olduğunu bildiğimiz resim galerisine bu hafta gitmesek de olur rahatlığının ters köşe olup virüs nedeniyle geçici olarak kapanması, bizde fevkalade  gitme isteğini baskıladı. Bazılarımız için bu resim galerisi olmaz gece kulüpleri olur/ sinema salonları olur/ spor salonları olur/yüzme havuzları /hamam-sauna olur vs. liste uzar gider.. Her birimizin kendimizi deşarj edeceği bir arka bahçesi mutlaka vardır ve bu ruh sağlığımız için oldukça gereklidir.

Akşamları iş çıkışı bir arkadaşla Axis ‘e (AVM) gidip satranç oynamanın bize yaşattığı keyfi anımsattı.

Kütüphanenin buram buram kitap kokan havasını, elimizde kahve eşliğinde araştırma yapmamıza olanak sağlayan Bilgihane’nin bir servet olduğunu, onun kapılarının kapanmasıyla farkına vardık …

Artık bir bakımevine gerek olmayacağını anladık çünkü göndereceğimiz bir yaşlımız olmayacak..

Bu yıl ki tatil programımda olan Avrupa turunda Fransa/Paris’te Louvre Müzesi‘ni ziyaret etmenin çok da olasılıklı olmadığını hatırlattı.

Bunlar farkındalıktı peki ya bizden aldıkları?..

Bizler en savunmasız, biçare hissettiğimiz dönemlerde kendimize en yakın bulduğumuz kişiye sarılma ihtiyacımızı 1,5 mt sosyal mesafe zorunluluğuyla elimizden aldı..

Corona virüsünün %80 oranında etkilediği 65 yaş ve üzeri grubu yaşlılarımızı aldı oysa bizlere aktaracakları tecrübeleri/hayat felsefeleri ve de hikayeleri vardı. Nesli tükenen canlı gibiler  lütfen onları koruyalım.

Dini ritüellerimizden olan Cuma namazlarını, Pazar ayinlerini ve hatta Umre ziyaretlerini olumsuz etkilemesiyle simbiyotik yaşamın bize sunduğu  kültürel etkileşmeyi olumsuz yönde etkiledi.

 Özetle hiçbir şeyi askıya almamak gerekiyor carpi diem deyip anı yaşamalıyız, imkanları zorlamalıyız..  Kısacası virüs bizden fiziki durumdan öte  ruhsal anlamda oldukça kötü etki etti. İmkanlar varken ulaşamamak üzücü. Düşünün en sevdiğiniz tatlı gözünüzün önünde ve şeker hastası olduğunuzdan yiyemiyorsunuz şu an gidip görmek istediğim yerler tatlı örneğindeki gibi. Gitmek görmek istiyorum fakat gidemiyorum..

Bunları geçtik sizleri kısa süreliğine de olsa bu depresif halden kurtaracak günümüz koşullarına uygun 😀 Yeni Türkü’nün Maskeli Balo müziğini dinlemeye davet ediyorum.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere..

Sağlıcakla kalın

Genel içinde yayınlandı

Yorum bırakın