Bir evladın anneye duyduğu sevgi açlığını annesinin ölümünden sonra uzun yıllar geçmesine rağmen büyük bir arzuyla rüyasında görmek ister ve görür. Rüyasında o özlem duyduğu annesine hasretle sarılıp hüngür hüngür ağlar fakat ne acıdır ki annesi sanki bir yabancı gibi ve beklediği sıcaklığı bulamaz.. Gerçekten bu böyle midir ? Yani, yani yakınlarımız sadece bu hayattaki yoldaşımız mıdır bununla ilgili kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’den bir ayet paylaşmak istiyorum. “Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. “Tegâbun,64/15

Konu aile olunca eskiye ait bir aile fotoğrafı paylaşmak istedim. Anne baba, beş kardeş iki yeğen. Biraz blurlaştırdım resmi. Babayı ise fotomontaj yaptım eksik olmasın aile 🙂
Biz ailemize birer imtihan aracısı mıyız? Bu sizce de acımasız değil mi? Dünyadaki yaşantımızda aile kavramıyla (mecazi olarak) etle kemik olduğumuz, insan halini aldığımız, duygusal/düşünsel olarak birbirini en iyi anlayan ailenin her bireyinin bir hikayesi oluyor ve ölümle son buluyor.. Konuya bağlantılı olarak İskender Pala’nın Od adlı kitabından bahsetmek istiyorum.. Romanda geçen aile; baba Yunus, anne Sitare ve çocukları İbrahim ve İsmail’den oluşur. Bu aileyi bir grup eşkıyanın istilası dağıtır. Anne Sitare ve oğlu İbrahim saldırıda ölürler diğer oğul İsmail’i ise fedailer kaçırır. Yunus, uzun yıllar oğlunu aramakla geçirir oğlu ise babasına kızgındır onu bulmadığı ve korumadığı için. İsmail hayatta kalmayı başarabilmiş ve bir işkenceci olmuştur. Ele geçirilen suçluları konuşturmak için türlü işkenceler uygulayan bir cellat olmuş. Yunus ise ailesini kaybetmenin hüznü ile tasavvufa yönelmiş, acılarını ve oğluna olan özlemini şiirlere konu etmiştir. En nihayetinde kader baba ve oğulu buluşturur fakat baba Yunus’un gözleri kör olmuştur buna rağmen o manevi ve biyolojik bağlar İsmail’in tüm kızgınlığını, kırgınlığını bastırmıştır. Bir diğer hikaye ise Hz. Yusuf’un hayatı. Yusuf babası Yakub’un en sevdiği oğludur diğer kardeşleri kendisini kıskandıkları için ona ölüm süsü verip bir kuyuda kaderine terk etmişlerdir. Yusuf kuyudan kurtulur bir çok evrelerden geçerek Mısır’da Firavun’un sağ kolu haline gelir. Bu mevkiye üstün yetenekleri sayesinde gelir. Ekonomi/iktisat bilgisine sahip ve ön görülü bir şahsiyet olarak anlatılır kutsal kitap Kur’an’da. Sonrasında Yunus’un İsmail’e kavuştuğu gibi Yusuf’ta babası Yakub’a kavuşur.
Üçüncü bir aile örneği ise yakın geçmişte yaşanan bir olay. Hikaye şu; Irak uyruklu olan bu aile mutlu mesut bir şekilde yaşarlarken daha iyi yaşam koşulları elde etmek için yolculuğa çıkarlar. Irak’tan İstanbul’a, İstanbul’dan İzmir/Foça’ya geçerek kaçak tekne ile Yunanistan’a ulaşmaktır hedefleri fakat bu hayali maalesef faciayla sonuçlanır. Tekne aşırı yükten ve dalgaların etkisiyle batar ve diğer mültecilerle denizde kalakalmışlardır. 28 saat boyunca yüzerek kurtulan anne Mıhabat İsmael Ali olayı şöyle özetlemişti; “Bende ve çocuklarımda can yeleği vardı, eşimde ise yoktu. Olay esnasında çocuklarımı göremedim. Dalgalar hep sırtımızdan vuruyordu. Eşimle beraber yüzmeye başladık. Dün öğle saatine kadar eşim hayatta kalmayı başardı, ancak dalgalara dayanamadı. Yaklaşık 28 saat suda kaldım. Sonra kıyıya çıkınca da insanlar beni gördü ve hastaneye kaldırıldım.”
Sizce bu kadar birbirini seven bir ailenin ferdi olan eş/anne çocuklarını ve eşini kaybettiğini anladığı anda nasıl var gücüyle hayatta kalmak istedi, onun da üzüntüden pes etmesi gerekmiyor muydu? Sevgi yalan! aslolan yaşamaktır/yaşama tutunmaktır. Konuyu şöyle bağlayacağım; biz insanlar dünyaya anne ve baba aracılığıyla gelebiliyoruz. Bu biyolojik bağ çok güçlü fakat hayatımızın geri kalanını kendi vicdan ve aklımızla sürdürmekteyiz. Anne baba bir araç var olabilmemiz için.
.
aslolan yaşamak değildir ebedi ahireti kurtarmaktır
BeğenBeğen
Yazımın ilahi boyutunu düşünürsek söylediğiniz doğru.
BeğenBeğen