Kıbrıs’ta iki gün

KIBRIS
Girne Kalesi’nden Kıbrıs görünümü

Evet Kıbrıs’ta iki gün! Öncelikle Kıbrıs’ın tarihine kısaca bir göz atalım..

Kıbrıs, 21/12/1963 tarihinde uygulamaya konulan Akritas Planı ile ortak Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılmıştır. Kıbrıs Rum Yönetiminin enosisci (Yunanistan’a bağlanma/yönetimine dahil olma) bir politika takip ederek, Kıbrıs Türk halkını, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda yer almış bulunan bütün siyasi, sosyal, idari ve ekonomik haklardan mahrum bırakması sonucu, Kıbrıs Türk halkı kendi yönetimini kurmak zorunda kalmıştır.

1964 yılında Georgios Grivas’ın önderliğinde Türkler için çok önemli olan Erenköy’ü işgal etmişlerdir. Kuzey Kıbrıs Türk halkına yılda sadece bir kez Güney Rum bölgesine dahil olan Erenköy’e geçmelerine izin veriliyor.

1964-1974 tarihleri arasında yaşanan saldırılar sonucu birçok Türk şehit edilmiştir. Türkiye bu durum karşısında sınırlı bir Hava Harekatı düzenlemiş ve Türk halkına yönelik toplu bir katliamı önlemiştir.

1983 yılında ilk Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş göreve getirilmiştir.

***

Kıbrıs’ta masum insanlar katledilirken zamanın silah kaçakçılarından olan ve  Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un avukatlığını yapan İtalyan asıllı Rum Paulo Paolides’in lüks içinde yaşadığı bilinmektedir.

yasamstili.net
Mavi Köşk

Paolides’e ait bu harikulade Mavi Köşk’ü müze görevlisi, rehberin anlatımlarından yararlanarak aktarayım sizlere…

Mavi Köşkün farklı renklerde odaları mevcut ve her odanın kullanım amaçları farklıdır.

Kırmızı oda : Önemli kararlar bu oda da alınır. Oda da 2 adet masa bulunmakta birinde silahlı eylem planları yapılır diğer masada ise alınan kararların Paolides tarafından onandığı masadır, masası timsah derisi ile kaplıdır.                               Duvarda ise Hz. Meryem’in tablosu bulunmakta, bu tablo 1971 yılında iki papaz tarafından yapılmıştır ve tablonun en önemli özelliği ise odanın hangi tarafında olursanız olun Meryem ananın gözleri, elleri, dizleri ve ayakları size dönük olmasıdır.

Mavi oda : Dönemin misafirlerinin geceyi geçirdiği yatak odasıdır. Oda da bulunan ayna uzakdoğudan getirtilmiştir aynanın dokuz boğumlu olmasının nedeni, kişi aynaya baktığında aynanın tüm oda alanını  kapsadığı görülmektedir. Oda da ayrıca mavi girinti bulunmaktadır burası ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Koridorda bulunan kasa ise 1977 yılında Türkiye’den özel bir heyetle getirtilmiştir içinden 20 sterlin para ve bir altın anahtar çıkarılmış olup, bu anahtar köşkün her yerinde denenmiş fakat hiçbir kilide uygun bulunamamıştır. Anahtar  Ankara’da bulunmaktadır.

Yeşil oda : Paolides’in dinlenme odasıdır, oda da bulunan Tv ve Tv dolabı tek parçadan oluşmaktadır yani dolap ve Tv bir bütün. Duvarda ise Hz. İsa’nın son akşam yemeğini vurgulayan bir kara kalem eskiz çalışması vardır bunun yanı sıra iki adet tekli koltuk bulunmakta; bunlara stres koltuğu denmesinin nedeni kuş tüyünden yapılmış olmasıdır. Paolides, yatak odasına geçmeden önce bu koltukta dinlenir uykusu geldiğinde yatak odasına geçermiş.

Sarı oda : Dönemin misafir çocuklarının ağırlandığı odadır. Bu oda köşke sonradan ilave edilmiş ve deprem odası olarak da kullanılmaktaymış yani deprem olduğunda diğer odalardan bağımsız bir şekilde sallanmaktaymış böyle bir durumda ilk kurtarılanlar çocuklar olurdu bu da Paolides’in çocuklara olan düşkünlüğünü ifade etmektedir. Odadan koridora çıktığımızda konsolun üzerinde bronz bir balerin heykel bulunur bu heykel, dengeyi temsil etmekle birlikte kullanım amacı farklıdır. Heykel, deprem olduğunda sertçe konsola yatay/dikey/bükey şeklinde tasarlandığı için hangi şekilde düşerse düşsün dengeyi sağlamaktadır ve oluşturduğu büyük bir gürültü ile ev halkını depreme karşı uyardığı bilinmektedir.

Teras kat: Bu oda da iki pencere mevcut; birinden gündoğumu , diğerinden günbatımı izlenebilmektedir. Oda da bulunan biblo takımından gelen misafirlere konyak servis edilirmiş gelen misafir bayansa erkek  figürlü, erkekse bayan figürlü biblolar kullanılırmış. Yemek bölümünde ise ceviz ağacından yapılmış masa ve sandalyeler, İran halısı  ve fil dişi kabartmalı-sedef bezemeli  zigon sehpalar bulunur. Sehpaların özelliği ise gelen misafir sayısına göre figürleri sembolize etmesidir misafir iki kişiyse iki figürlü, üç kişiyse üç figürlü sehpa kullanılmaktaymış toplamda figür sayısı 10 dur. Bu oda da bir de  mini bar bulunmakta mini barın kapak özelliği ise bukalemun derisinden yapılmış olmasıdır üzerine sürülen özel solüsyonla; ilkbaharda yeşil, sonbaharda sarı, yazın kırmızı, kış aylarında ise beyaz rengini almasıdır barın bir diğer özelliği de içinde bulunan aynaların yansımasıyla içine konulan sıcak içecekleri sıcak, soğuk içecekleri soğuk tutarak termos görevi görmesidir.

Köşk’ün havuz bar bölümü :Paolides bir Başak burcu erkeğidir ve en büyük aşkı Sophia Loren’in de Başak burcu olduğu söylenmekte bu nedenle köşkün havuz bar bölümünde burç figürlerine rastlamak mümkün. Duvarda Başak burcu figürü dışında; ikizler, kova ve boğa burcunun da sembolleri mevcut olup, bu burçların Paolides’in ailesini veya yakın arkadaşlarını temsil ettiği bilinmektedir. Boğanın başının üstündeki sargı ise, zihnin vücuttan önemli olduğunu ifade etmektedir. Bunların dışında içki kadehleri ve şişelerin konulduğu bir servant ve bir amerikan servis tezgahı yer alıyor tezgahın içindeki figür ise yunan şarap tanrısı Dionysos’u temsil ediyor tacındaki asma dalları ve yaprakları şarabın kutsal olduğunu vurgulamaktadır.

Taverna bölümü: Burada tabak kırılıp sirtaki yapılırmış.. Oda da 1971 yapımı piyano bulunmaktadır diğer tarafta av hayvanlarının pişirilmesini sağlayan mekanizma hala çalışır durumdadır. Renkli masaların anlamı ise; kırmızı masada mafya liderleri, sarı masada çocuklu aileler, mavi masa da ise tanımadığı misafirleri ağırlarmış.

Çalışma odası: Bu oda;  kitaplık, ceylan derisi kaplamalı masa ve koltuktan oluşmaktadır . Koltuğun özelliği ise üzerine oturulduktan iki saat sonra beton gibi sertleşmesidir bunun amacı ise kişinin rehavete kapılmasını önleyip çalışmasına konsantre olmasını sağlamaktır.

paolides
Pablo Paolides

Sol baştaki resim yukarıda bahsettiğimiz Mavi Köşk’ün sahibi Pablo Paolides’e aittir. Müze içinde fotoğraf çekmek yasak olduğundan Google’dan yararlanma gereği duydum.                                                                                                             *****

Kıbrıs’ta Ege kültürünün hakim olduğu bir atmosfer mevcut Türkiye’deki gibi her ırka rastlamak çok az bir olasılık.. Kozmopolit  bir yapıya sahip olmamakla birlikte Kıbrıs, bir Çanakkale- Bozcaada bir Marmaris-Bodrum gibi sadece bir tatil beldesi değil. Kıbrıs,  gerek geçmiş tarihi ile gerek doğanın o muhteşem güzelliği ile bir cennet vatan, Kıbrıs, Türkiye’ye bağımlı bir yavru vatan!

Kıbrıs’a dair küçük bilgiler :

Trafik akışı  çift yönlü yolda; giden araç sol şeridi kullanırken, gelen araç sağ şeridi kullanmaktadır, bizde ise tam tersidir ve bu durum sanıyorum araç direksiyonunun hangi yönde olduğuyla ilgili.. Bilindiği gibi Türkiye’de direksiyon solda, Kıbrıs’ta sağ tarafta

Ülkeye giriş çıkışta pasaport zorunluluğu var.

Kıbrıs’a en çok Kongre ve Kumar için gidildiğini hemen herkes bilir, kumarla ilgili anımı paylaşayım sizlerle..

Ben ilk kez kumar oynadım gerçi yaşadığımız hayat da bir kumar değil mi seçimlerimizden ötürü ya mutsuzuz ya da mutluyuz… Neyse konumuz bu değil, kumarı ben bowlinge benzettim ilk bir el oynarsınız kazanırsanız sorun yok fakat kaybederseniz bir el daha oynamak istersiniz sanırım yenilgiye doymamak  bu olsa gerek. Ben iki denemede de kaybedince tekrar denemedim zaten şansımın yaver gittiğine hiç şahit olmadım sizde denemeyin çünkü kolay kazanılan para kolay kaybedilir kazanç zor olsun ama sürekli olsun slogan bu 🙂

Eğer dönmeden küçük bir alışveriş yapmak istiyorum derseniz; aşağıdaki üçlüyü almanızı tavsiye ederim.

C0153C12-384B-4949-ADC5-ADD54E407861.jpeg

Kıbrıs için ölmeden önce görülmesi gereken yerler arasında diyebiliriz

 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum bırakın